+90(555) 460 14 95   bahod@bahod.org.tr

Geleneksel Giyim & Kuşam Kültürü
Osmanlı’yla birlikte yerleşik düzene geçmeye başlayan Türk toplumunda değiş-tokuş kültürü yerini alış-veriş kültürüne bırakmıştır. Doğal olarak ihtiyaçlar çoğalmış beraberinde çeşitli iş kolları da meydana çıkmış halk zenginleşmeye başlamıştır.
Bu değişim doğal olarak giyim-kuşam kültürüne de etki etmiştir. Bununla birlikte yerleşim yerlerindeki yerel kültürel yapı, göç yollarındaki kültürler, tabiat şartları ve iklim yapısı bu zenginliği ve çeşitliliği etkileyen faktörler olmuştur.
Kadın ve erkek giyim-kuşamında bariz farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bununla Birlikte bölgeler, köyle arasında bile giyim-kuşam farklılıklarının ortaya çıktığı görülmektedir.
Kıyafet tarihimizle ilgili bilgileri arkeolojik bazı buluntulardan,heykellerden Çini ve seramiklerden, madeni eşyalar üzerindeki resimlerden, minyatürlerden, Seyahatlerden, tarihlerden, edebi eserlerden, Divanü Lugat-it Türk adlı sözlük eserden, kıyafetnamelerden ve müzelere intikal etmiş kıyafetlerden öğreniyoruz.

Kadınlarda Giyim & Kuşam ve Süslenme
İlk dönemlerde genelde deriden yapılan giyimleri tercih etmişlerdir. Deri çizmeler ve keçe çoraplar giyilmiştir. Uzun örgülü saçlar hem kadınlarda hemde erkeklerde kullanılmıştır.
Osmanlı döneminde çok zenginleşen ve gösterişli hale gelen kadın giyim kuşamında; iç giyimde ağırlıklı olarak gömlek (göynek), dizlik ve iç yelek Dış giyimde ise iki, üç, tek etek entari, içlik, hırka, kürk, şalvar, başlık, ve takılar, Kuşak, kemer, çorap, çizme, yemeni, terliktir.
Saray ve konaklarda kadın giyim ve süslenmelerinde zümrüt, yakut, elmas, zebercet, firuze, akik, mercan, yeşim v.b değerli taşlar ile inci çok kullanılmıştır. Diğer takılara ilave olarak hızma, halhal gibi takıların kullanımı görülmektedir. Ayrıca muska, nazarlık, hamaylı, tılsım gibi kötülüklerden korunmak amacıyla kullanılan objelerin süslenme fonksiyonunu da üstlendiğini görüyoruz.
Kadınlar giyim kuşamında kullandığı, parça, renk ve bağlamalarla belli mesajları da topluma vermişlerdir. Örneğin evde, sokakta giyilen yün ve pamuk İpliğinden çoraplarda renk ve motiflerle çeşitli inanışlarını duygularını ifade ederler. Siyah yası, kahverengi küskünlüğü, ümitsizliği, kırmızı sevgiyi, pembe sarı havailiği ifade etmiştir.

Erkeklerde Giyim & Kuşam ve Aksesuarlar
Erkek giyim kuşamında, erkeklerin kadınlar gibi saçlarını uzattıkları tek veya çift örgü yaptıkları buna “yülidi” denilmekteydi. Baş giyiminde taç, külah hörk, sarık, takke en yaygın kullanılanlardır. Daha sonraki dönemlerde fesin giyim kültüründe yerini aldığını görüyoruz.
Eski Türklerde erkeklerde kaftan giyilmiştir. Dede korkut destanlarında Bekar erkekler “ak kaftan” evlenirken de “kırmızı kaftan” giymişlerdir. Erkelerde genelde elbiseye “ton” verilmekte içe veya dışa giyilenlere göre iç veya dıştan adı verilmiştir. Gömlek kaftanın altına giyilen bir parçadır, ayrıca hırka üç etek entari de giyilmiştir.
Altta giyilen giyim parçasına da eskiden “don” adı verilmiş, Anadolu’da Bu şalvar, çakşır, potur, dizlik v.b adları almıştır. Osmanlı döneminde üst tarafa cepken, camedan (camadan), safta, fermene, sıkma, yelek, sako, sefire gibi isimler alan giyim parçaları kullanılmıştır. Yine erkeklerde bir giyim parçası olarak kuşaklar ve kemerler kullanılmıştır. Ayaklarda yün örme sade ve ajurlu (desenli) çoraplar giyilmiştir. Ayağa ayrıca çizme, çarık, dolak, tozluk, dizlik de giyilmiştir. Daha sonraki dönemlerde ise, başmak, bat, çapula, yemeni, çedik, filor, iskarpin, kaloş, katır, kundura, merkup, postal v.b ayakkabılar giyilmiştir. En önemli giyim aksesuarları ise çevre ve yağlıktır. Ayrıca hamaylı, muska, hançer, köstek, pazbent, gibi aksesuarlar da kullanılmıştır.

Süslenme ve Anadolu Antik Takıları
“Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Sergilenen Antik Takılar”

Baş Takıları,
Boyun Takıları,
El-kol Takıları,
Giysi Takıları,
Ölü Takıları,
Aynalar.

Diadem ve Taçlar
İlk örneklerini ince altın, gümüş veya çok az da olsa tunç levhadan oval kısa kenarları yuvarlak, ortası rozet motifli olarak görmekteyiz. Repoussé nokta veya zik zak bezemeli olanları da vardır. İ.Ö. 3. binde Alacahöyük ve Troia’da da bulunmuşlardır. İ.Ö. 2. binin ortalarında Kıbrıs’ta yaygındır. ( Enkomi mezar buluntuları). Tanrılar ve insanlar için adak, sunu veya otorite göstergesi veya süs takısı anlamında kullanılmışlardır. Özel hayatta, doğumda, sevgi belirtisi olarak, şölenlerde, hastalıkta, ölümde ve cenazede kullanılırdı.
Taç, daha çok geç dönemlerde rütbe ve takı olarak kullanıldı. Plinius’a göre ( 16, 9; 21, 11 ) başlangıçta tanrı simgesiydi. Tanrı heykelleri, tapınak, kutsal yer, kurbanlık hayvan ve hatta evler taçlandırılıyordu. Taçların ilk örnekleri zeytin, meşe ve mersin ağacı dal ve yapraklarından daha sonra da metalden yapılmıştır.

Ensiz, altın safihadan kesilen şeridin iki ucu birleştirilerek dört adet sade düz altın şeridin uçlarıyla birlikte burularak tutturulmuştur. Şeritler saçak olarak kullanılmıştır.

Dövülerek yapılmış levhadan kesilen şeridin alt ve üst kenarı nokta kabartmalarla bezelidir, uçlar yuvarlatılmıştır ve ikişer tane deliği vardır. Büyük delikler içten dışa, küçük delikler dıştan içe doğru açılmıştır. Ya büyük delikler birbiri üstüne getirilerek perçinlenmiş ya da kumaşa dikilerek tutturulmuştur.